| EDEBİYAT’TA ZEYTİN |
|
|
|
|
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil, ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için, Yaşamak yani ağır bastığından
……………………………………………………………………………………………………………………….. “Ben ağaçların hepsini severim, ama zeytin ağacı bir başka. Her şeyden önce onun simgeledikleri: yapraklarıyla barış, altın sarısıyla mutluluk” Aldous Huxley ……………………………………………………………………………………………………………………….. Akdeniz’in tümü, dişlerin arasındaki siyah zeytinlerin acı tadından yükseliyor sanki. Etten ve şaraptan daha eski bir tat; serin su kadar eski bir tat. Bölgede zeytin ve zeytinyağı kadar eski olan tek şey var: deniz; en eski antik toplumlardan bugüne kadar, hiçbir tabiat ürünü uygarlıklar üzerinde zeytin kadar biçimlendirici bir etkiye sahip olmadı.” Lawrence Durrell, Prospero’nun Hücresi ……………………………………………………………………………………………………………………….. “Uzun saç örgüleri ve zeytinyağından kalpleriyle melekler” Frederico Garcia Lorca ……………………………………………………………………………………………………………………….. Bütün Akdeniz, heykeller, palmiyeler, altın kolyeler, sakallı kahramanlar, şarap, fikirler, gemiler, ayışığı, kanatlı gorgonlar, bronz adamlar, filozoflar, tüm bunlar dişlerin arasındaki kara zeytinin ekşi, sert tadından çıkmış gibi. Etten ve şaraptan daha eski bir tattan. Soğuk su kadar eski bir tattan. Lawrence Durrell ……………………………………………………………………………………………………………………….. Yaşamak sadece sevmektir, inan bana. Sevmeyenler dünyamızda yaşamıyor. Yaşamak suda, toprakta, insanlarda görünerek; bir zeytin ağacı gibi. Bir zeytin ağacı gibi, ne güzel denize yakın olacaksın, uzayan dallarında, yapraklarında ışık ta derinlerde köklerin. Bir zeytin ağacı gibi, bin yıl severek yaşamak her gün… Arif DAMAR ……………………………………………………………………………………………………………………….. Ağaçların bilgesi, zeytindir kuşkusuz… En çelimsizi bile kendini kabul ettiren bir ağırbaşlılık, bir suskunluk içinde… Yaşlarını bilen yok. Roma’nın, Bizans’ın izlerin taşıyor bazıları… Zamanlar geçmiş, sahipler değişmiş ama onlar kendi ölümsüzlüklerinde. … Gene kendi kendilerinin. Mehmet Başaran, Yüreğinin Sesi Zeytin Ülkesi ……………………………………………………………………………………………………………………….. Önde zeytin ağaçları arkasında yâr Sene 1946 Mevsim Dalları neyleyim Yâr yoluna dökülmedik dilleri neyleyim Yâr yâr! Seni kara saplı bir bıçak gibi sineme sapladılar Değirmen misali döner başım Sevda değil bu bir hışım Gel gör beni darmadağın Tel tel çözülüp kalmışım. Yâr yâr canımın çekirdeğinde diken Gözümün bebeğinde sitem var. Bedri Rahmi Eyuboğlu ……………………………………………………………………………………………………………………….. Orada erkeklerin uzun sırıkları küçük yapraklı dalları hızla vuruşları ve siyah kıvraklıklarının eteklerini bellerine sokmuş kadınların iki kat eğilerek, soğuktan sertleşen parmaklarla yerden zeytin tanelerini toplayışlarını seyreder, yahut sırtını bir ağaca vererek yere bakardı. B u buruşuk yüzlü ve her sene budanmaktan şeklini kaybetmiş eğri büğrü ağaçlar, uzun bir hikâyeyi anlatan garip şekilli harfler gibiydi ve herhalde Yusuf bunların dilinden anlıyordu.”
……………………………………………………………………………………………………………………….. “Çatalkaya eteklerinde yabanı açarak beş yüz zeytin yetiştirmişti Hasan Gür. Zeytinliğe tapu çıkarmak için dava açmıştı.(…) 26 Aralık günü keşfine gidilecekti zeytinliğin. (…) Bir çiçek bahçesi kadar iyi işlenmiş, taştan topaçtan ayıklanmıştı ağaçların altındaki toprak. Bütün ağaçlar on beş yaşında görünüyordu. Boz yeşil kırışıksız gövdeleri, kısa dayanıklı yaprakları ile gülüyordu bütün zeytinlik. (…) Maşallah zeytinliğe, dedi, çok iyi yetiştirmişsin. Kına gibi her yanı… (…) Az uğraşmamışsın! Kolay değil bu deli yabanı bu duruma getirmek, adam etmek… (…) Sen belki bilmezsin , dedi. Yetişkin bir aslanı, kaplanı uslandırıp adam etmek neyse, burada zeytinlik yetiştirmek de o! Yürek ister, sebat ister bu iş…” Necati Cumalı, Yağmurlar ve Topraklar ……………………………………………………………………………………………………………………….. “Zeytin ağacının vazgeçtiği yerde Akdeniz biter” Georges Duhamel ……………………………………………………………………………………………………………………….. “Yıldız gibi açar kapar yürek Esmer ekmek gibi insanlarımız Ve yaşamaların en gücü Homeros yabani zeytin yerdi Güneşli ülkemizin gölgesi zeytin Ulu bir ağaç duyar gıcım gıcım Dönüp dolanan umudumuzu” Melih Cevdet Anday |










Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
